KARAMANLI TSM
SAĞLIKLI MUTLU YARINLAR

İLKYARDIM

 

İLK YARDIM

İLK YARDIM TANIM VE    ÖNEMİ

KULAĞA KAÇAN YABANCI MADDELER
İLKYARDIMIN AMACI VE TEMEL KONULAR KALP KRİZİ
İLK YARDIMCIDA BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER KANAMALAR
İLK YAPACAKLARINIZ KIRIKLAR
BURUN KANAMALARI KOMALAR
BİLİNÇ KAYBI KULAKTA YABANCI CİSİM
BOĞAZDA YABANCI CİSİM ORGAN KOPMASI
BURKULMALAR SICAK ÇARPMASI
BURUNDA YABANCI CİSİM ŞOK
ÇIKIKLAR SUDA BOĞULMA
DONMALAR YABANCI MADDE YUTMA
ELEKTRİK ÇARPMASI YANIKLAR
EPİLEPSİ – SARA NÖBETİ YÜKSEK ATEŞ VE HAVALE
GÖZDE YABANCI CİSİM İÇ KANAMALAR
HAYVAN ISIRIĞI ZEHİRLENMELER
HIÇKIRIK nokta ÇOCUKLARDA KATILMA NÖBETİYLE SEYREDEN DURUMLAR
noktaDOĞAL AFETLER VE FELAKETLER  
(bu sayfalar da anlatılan konular okuyucuların bu konularda genel bilgi sahibi olmalarına yöneliktir.Bu sayfalardan edinilen bilgiler -hayat kurtarma ve müdahale yetkisi vermez.Acil durumlarda müdahale için, mutlaka bu konuda eğitim verme yetkisi olan bir kurumla irtibata geçiniz.)
 
 
Burun kanaması deyip geçmeyin. Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır, bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici bile olabilir.
Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar.
1. Ön burun kanamaları: Burnun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran ya da oturan kişide bir burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir.
2. Arka kanama: Burun arkasından ve derinden olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.
Arka burun kanamalarının tanınması çok önemlidir.Bu kanama tipi oldukça şiddetlidir ve bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler ya da travma geçirmiş kişilerdir.
Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burunun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek yararlı olacaktır. Bu amaçla vaselin ve viks faydalı ilaçlardır. Günde üç defa kullanılması önerilir ancak gece yatmadan önce sürmek yeterlidir. Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır.
Siz ya da çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız.
1. Burnun uçtaki yumuşak kısmını baş parmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız.
2. Burnu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırınız.
3. Beş dakika böyle bekleyiniz (Saat tutunuz).
4. Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturunuz ya da başınız daha yukarıda uzanınız.
5. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz (Bir plastik torba içinde buz doldurarak).
KANAMA DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK
6. Sümkürmemeye özen gösteriniz.
7. Yerden ağır bir şey kaldırmak ya da buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız.
8. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarıda tutmaya çalışınız.
TEKRAR KANAMA OLURSA
9. Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürterek temizleyiniz.
10. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız (Otrivine, Burnil, Faral v.b.).
11. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız.
12. Doktorunuzu arayınız.
DOKTORU NE ZAMAN ARAYALIM YA DA ACİL SERVİSE BAŞVURALIM !
Eğer, kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa.
Eğer, kanama çok hızlı ve kan kaybı miktarı çok fazla ise.
Eğer, kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa.
Eğer, kanamanız burun önüne kanamadan çok, boğaz arkasına doğru oluyorsa.
İLKYARDIMIN AMACI VE TEMEL KONULAR
İlkyardım uygulamalarının öncelik sırasıyla üç temel amacı vardır;
1-) Yaşamı kurtarmak ve sürdürülmesini sağlamak
2-) Durumun kötüleşmesini önlemek,
3-) Olanaklar ölçüsünde iyileşmeyi kolaylaştırmak.
Yaşamı korumak ve sürdürülmesini sağlamak için ilkyardımcı; İlkyardımın ABC sini uygular
A-)Solunum yolunu açar;
B-) Solunumu sağlar,
C-) Dolaşımı sağlar
Bir insanın soluk yollarında bir tıkanma olması, kendiliğinden soluk alıp vermenin bozulması, kalbinin durup damarlarındaki kan akışının kesilmesi dakikalar içinde ölüme neden olacaktır. Bu nedenle, yaşamın devamın sağlayacak bu üç girişim ilkyardımın ilk ve en önemli maddeleridir. Bu nedenle ilkyardımın ABC si olarak adlandırılır.
İlkyardımın ikinci ve üçüncü amacına ulaşmak üzere ilkyardımcı;
- Kanamayı durdurur,
- Gerekli sargıları yapar,
- Kırık ve çıkıkları hareketsiz hale getirir,
- Kazazedeyi durumuna uygun pozisyona getirir.
Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.
BAYILMA
Beyine giden kan akımının kısa bir süre için azalması sonucu oluşan geçici bilinç kaybıdır. Hasta düşer düşmez veya yere uzanınca beyin ile kalp aynı seviyeye gelir. Beyine giden kan miktarı artar ve şuur sıklıkla kısa bir süre sonra geri döner.
Yarım saati geçtiği halde şuuru yerine gelmeyen kişilerde başka bir olay düşünüleceğinden hastaneye sevk edilmelidir.
İlkyardım olarak:
1- Hasta şok pozisyonuna alınır
2- Hastanın giyisileri gevşeltilir.
3- Uyarıcı kokular koklatılabilir (amonyak gibi)
4- Kişinin şuuru yerine geldiğinde dinlenmesi sağlanır.
5- Sıvı içecekler verilir.
6- Düşme sırasında olabilecek kafa yaralanmaları kontrol edilir.
FELÇ
Felç, beynin bir bölgesine gelen kan akımının (Kan damarların tıkanması veya kopması sonucu) azalması, kesilmesi, bölgenin bir basıya veya hasara uğraması nedeniyle meydana gelir.
· Yüzde,kolda veya bacakta ani hissizleşme veya zayıflama.
· Vücudun bir tarafında veya iki tarafında felç.
· Açıklanmayan baş dönmesi veya dengesizlik.
· Konuşamama veya konuşma bozukluğu.
· Bir gözde kararma veya görme kaybı.
· Şiddetli baş ağrısı.
· Yutmakta veya solunumda zorluk olabilir.
· Kasılmalar olabilir.
Felçli Bir Hastada İlkyardım
· Hava yolunu açık tutun,
· Solunumu izleyin,
· Nabzını izleyin,
· Hastayı sakinleştirin, hastayla konuşun,
· Ağızdan hiçbir şey vermeyin,
Yarı şuurlu veya şuursuz hasta felç kısmı aşağıda olmak üzere diğer tarafa yatırılarak taşınır ve felçli kısım yastıklarla desteklenmelidir. Hasta uygun bir hastaneye nakledilmelidir.
 
Boğaza takılan yabancı cisim, elle ulaşılabiliyorsa elle çıkarılır. Aksi takdirde çocuksa baş aşağı tutularak, büyükçe iki kürek kemiği arasına vurularak yardım edilir.
Eklem bağlarının kopması, ya da kısmen zedelenmesine burkulma denir. Ağrı, hassasiyet, şişlik ve morluk görülebilir. Zorlanan eklem buz torbası ve benzer uygulamalarla soğutulur. Varsa, elastik bandaj uygulanarak şişlik önlenmeye çalışılır. Zedeli eklem kullanılmadan ve hareket ettirilmeden, mümkünse yukarıda tutularak taşınır.
 
Çocuklarda görülebilir. Buruna sivri, uzun cisimler sokmamak gerekir. Yabancı cismin olduğu tarafın karşısındaki burun köküne bastırılarak kişi sümkürtülür. Başarılı olunamazsa kişi nakledilir.
ÇOCUKLARDA KATILMA NÖBETİYLE SEYREDEN DURUMLAR
Erişkinlerdeki sebeplere ilave olarak yüksek ateşle birlikte olan nöbetler, solunum yoluna yabancı cisim kaçması, kazayla ilaç yutma ve benzerleri sayılabilir
Yüksek Ateş: Vücut ısısının 40 derecenin üzerine çıkması ile birlikte ateşe bağlı nöbet tarzında kasılmalar görülmeye başlar. Daha çok çocuklarda görülür. Her geçirilen nöbet beyinde belli bir hasar bırakabilir.
Bu sebepten nöbetlerin oluşumuna fırsat vermemek ve hastanın ateşini düşürmek için özellikle koltuk altlarına, vücudun muhtelif kısımlarına soğuk kompres uygulanır Hastanın giysileri çıkarılır. Vucudu ıslak bezle silinir. Ilık banyo yaptırılabilir.
Şiddete Maruz Kalma: Şiddet, ev içi şiddet, toplumsal şiddet gibi çeşitlilik gösterir. Sıklıkla çocuklar ve kadınlar şiddete maruz kalmaktadırlar.
Şiddete uğrayan kişi fiziksel ve ruhsal travma içerisindedir. Ruhsal travma uzun süren korkulara, suçluluk duygusuna, öz güvenin kaybolmasına, intihar eğilimine yol açabilir. Çoğunlukla fiziksel travma ağır olmayabilir, mağdurların az bir kısmını hastaneye yatırmak gerekebilir. Ancak tüm travmalılar muhtemel kafa ya da boyun omurilik travmalı olabilir.
 
 
Bir eklemi meydana getiren kemiklerden birinin, bir dış etki sonucu normalde bulunduğu yerden ayrılmasına çıkık denir. Eklem bağlarının normalde izin vermeyeceği bir harekete zorlanan kemik bağları, aralayarak ya da yırtarak yerinden uzaklaşır.
- Eklemin ve vücut uzantısının görünümünde bozukluk
- Ağrı nedeniyle kısıtlanmış ya da tamamen ortadan kalkmış hareket
- Hassasiyet ve şişlik görülmesi çıkık düşündürmelidir.
Çıkmış bir kemiği, eklem boşluğuna ancak yetkili ve deneyimli bir kişi yeniden yerleştirebilir. Yetkisiz kişilerce yapılan denemeler ise damar-sinir sıkışmalarına, eklem bağlarının düzelemeyecek ölçüde tahrip olmasına, sık sık çıkığın tekrar etmesine (alışkanlık çıkığı) neden olabilir. İlkyardımcın görevi, yetkili ve deneyimli bir sağlıkçıya ulaşana kadar çıkık eklem bölgesini hareketsiz hale getirmektir. Bu amaçla askı, atel ve sargı uygulamaları yapılır .
DOĞAL AFETLER VE FELAKETLER
Doğal afetler ve felaketler her an meydana gelebilen, sebep doğal da olsa, insan kökenli kaza da olsa kazayı geçiren, yakınlarını veya evlerini kaybeden aile için sonuçlar ağırdır. Sık meydana gelen doğal afetler arasında; depremler, sel, kasırga, volkanik patlamalar, insan kökenli felaketler arasında; nükleer kazalar, kimyasal kazalar, trafik kazaları ve yangınlar sayılabilir.
Doğal Afet ve Felaketlerde Çalışma Alanı
Kurtarma ekiplerinin çalışma alanına vardıklarında ne ile karşılaşacaklarını bilmeleri önemlidir. Çalışma alanı 3 kısma ayrılmıştır;
İç Kısım: Afet Merkezi
Burası afetin meydana geldiği yerdir. Bu alanda ölü ve yaralılarla karşılaşabiliriz. Ama burada hayatta kalanları da görebilirsiniz. Hayatta kalanlar yaşanan afetin ruh haline etkisi ile; tepkisiz, hareketsiz, veya amaçsız geziyor olabilirler.
Orta Kısım : Yakın Alan
Buradan gelen insanlar yardım etmek amacıyla etkilenen alana doğru bilinçsizce koşuşurlar, Bu alana gelen insanlar çok heyecanlıdırlar. Ama fazla bir şey yapmazlar.
Dış Kısım : Yardım Ekiplerinin Alanı
Bu dairenin içinde Kurtarma Çabaları planlanır ve organize edilir. Sağlık ekipleri ile beraber ilkyardım gönüllülerinin toplandığı ve yönlendirildiği alandır.
Doğal Afetlerde ve Felaketlerde Toplanma ve Ulaşım
Doğal afet ve felaket öncesi planlanan konuma göre yer alınması gerekmektedir. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi İlkyardım Gönüllüleri doğal afetlerde, afet kendi bölgelerinde ise hemen göreve başlayabileceği gibi, toplanma ve ulaşım için Hızır Acil İstasyonlarına, İtfaiye İstasyonlarına, İlçe Belediyeleri gibi birimlere ulaşarak Belediye Kriz Merkezinin planlarına öncelik verilebilir.
Doğal Afet ve Felaketlerde Ayırım
Sağlık personeli ve ilkyardım gönüllüleri, etkilenen bölgeye girer girmez yaralıların bakımı başlamalıdır. Önce hangi yaralılarla ilgilenmesi gerektiğinin anlaşılması için ayırma yapılır. Çok sayıda yaralının olduğu durumlarda ümitsiz derecedeki çok ağır yaralılarla vakit kaybetmeyin.
· Vuku bulan olay ile ilgili olarak, mevcut tehlikeleri bilin, öğrenin : (Yangın, Trafik İkinci Çökme, vs.)
· Yaralı ile konuşun, bilincinin yerinde olup olmadığını belirleyin.
· Uzmanlaşmış ekiplerin gerekli olup olmadığını belirleyin: Kurtarma veya trafik ekibi gibi.
· Yaralının hayati fonksiyonlarını kontrol edip belirlemeye çalışın.
· Yaralının solunumunu kontrol edin.
· Yaralının dolaşımını kontrol edin.
· Yaralının Boyun ve Omurgasının durumunu, sakatlıklarını kontrol edin.
· Çevresel etkenleri kontrol edin Hava şartları, Kurtarma imkanları vs.
Doğal Afet ve Felaketlerde Yaralanmaların Oluşması
Kitlesel kazalarda veya Afetlerde oluşan yaralanmalar, Trafik kazalarınınkine benzemez. İnsan bedeni inanılmaz derecede kendini yenileme ve hayatta tutuma kabiliyetine sahip bir sistemdir. Bir depremden sonra ciddi yara aldıkları halde ve bazen günlerce enkaz altında sıkıştıkları halde yaşayan insanlar olmuştur. Kurtarma sırasında yaralanmanın sebebine ve kazazedenin bulunduğu yere göre belli yaralanma tarzlarının varolduğu anlaşılacaktır. Yaralanmanın oluşma şekli genellikle hastanın yaşama şansını etkileyecektir. Çöken bir binada bir çok tür yaralanmanın oluşması mümkündür.

Doğal Afet ve Felaketlerde İlkyardım

Ekipler olay yerine vardıklarında (veya İlkyardımcı olay yerinde ise) ilk belirlemeleri yaparak kazazedelere yardıma başlarlar. Bu önce hayati öğelerin belirlenmesi anlamına gelir.
Solunum yolunu açık tutun. (Başı hafifçe yükseltin, çeneyi kaldırın, ağzı açın.)
Nefesi kontrol edin yoksa suni solunum yaptırın.
Dolaşım (Nabzı) kontrol edin. (Yoksa Kalp Masajı Yapın)
Başı ve boynu hareket ettirmeye çalışmayın. Bulduğunuz pozisyonda sabitleyin.
Sakatlık ve Komplikasyon olup olmadığına bakın (kendinde, sözle cevap veriyor, acı halinde tepki veriyor, vermiyor. El ve ayaklarını oynatabiliyor.)
Kazazedeyi çıkarın.
Enkaz altında kalan yaralılarda oluşacak durumları göz önünde bulundurun
Enkaz altından çıkarılan yaralının mutlaka kimliğini belirleyecek kayıtları tutun
Yaralıyı sakinleştirin
Yaralıyı en yakın hastaneye nakledin.

DEPREMDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ

(Bu deprem bölümü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Savunma Sekreterliğinin yayınıdır.)

DEPREM ÖNCESİNDE YAPMANIZ GEREKENLER

1.Önceden hazırlıklı olmak hayatınızı kurtarabilir. Bunun için olası bir depremden önce acil durum planınızı yapın. Ve bu planı aile fertlerine ve yakınlarınıza öğretin. Planınızın tatbikatını ailenizle veya komşularınızla birlikte yapın. İş bölümü yapın. İhtiyaçlarınızın listesini temin edin.
2.Ağır beyaz eşyayı, mobilyayı mutfak ve kitap raflarını düşmeyecek şekilde duvara vida yardımı ile sabitleyin.
3.Olası bir deprem, çıkabilecek bir yangın için Yangın Söndürme Cihazı bulundurun ve bu cihazın kullanımını öğrenin ve aile yakınlarınıza öğretin.
4.Herhangi bir yaralanma, bayılma şok olaylarında neler yapmanız gerektiği konusunda İlkyardım Bilgilerini öğrenin ve yakınlarınızı bu konularda eğitin. İlkyardım çantası hazırlayın.
5.Deprem Sigortası konusunda sigorta şirketleriyle görüşüp ev ve ev eşyalarınızı depreme karşı sigorta yaptırın. Bu davranış deprem sonrası maddi kaybınızı karşılayacaktır.
6.Deprem olayı bittikten sonra yanınıza almanız gereken önemli evrak, para veya eşyalarla birlikte dışarıya çıkmanın planını ve bunun tatbikatını yapın.
7.Değişik mekanlarda depreme yakalanacağınızı varsayarak o mekana göre deprem anında neler yapılması gerekiyorsa o bilgileri okuyup öğrenin yakınlarınıza da anlatın.
8.Ailenizle dışarıda bulundukları süre içersinde iletişim kurabilmeyi düzene koyun. Olası bir depremde aile bireylerinin birbirlerine ulaşamadıkları durumlar için alternatif buluşma yerleri belirleyin.
9.El altında kurutulmuş, bozulmayan yiyecek ve su bulundurun.
10.Deprem sonrası radyo el feneri gibi cihazlara ihtiyacınız olacaktır. Bunların pille çalışır olmasına dikkat edin ve yetecek miktarda pil alınız. Yanınızda acil telefon kartı veya jeton bulundurun.
11.Aile üyelerinize; Doğalgaz su vanasının ve elektrik şartelinin yerleri ve kapanış şekillerini öğretin. Deprem anında bu cihazları eksiksiz hale getirmeyi öğretin. Tatbikatını aile bireylerinizle birlikte yapın.
12.Depremde evinizin çökebileceğini hesaba katarak, evin en güvenilir bölümünü tespit edin. Bunun için yatağınızın iki yanına tahta sandıklar yaptırmanız ve içlerini kitapla doldurmanız yararlı olabilir. Kitaplar büyük bir ağırlık altında ezilmeyecek etrafına saracağınız kalın ip sandığın patlamasına engel olacaktır. Sandık yoksa yatağın kenarına veya yanına yan yatarak cenin pozisyonu alma tatbikatını yapın.
13.Kıymetli evraklarınızı (tapu, pasaport, nüfus cüzdanı) ve faturalarınızın (Elektrik su telefon doğalgaz) noterden onaylı birer fotokopilerini bir yakınınızda muhafaza ettiriniz.

DEPREM SIRASINDA YAPMANIZ GEREKENLER
Sakin ve soğukkanlı olmaya çalışın. Panik yapmayın. Panik ile oluşabilecek izdihamın deprem kadar tehlikeli olabileceğini unutmayınız.
Kesinlikle yüksek katlardan atlamaya çalışmayın. Balkon ve pencerelerden uzak durun.
1.Her nerede olursanız olun zeminin şiddetle hareket etmesi olasılığına hazır olun. Kendinizi sağlam bir nesnenin korumasına alın. Bunu yapamıyorsanız yere çökün başınızı ve yüzünüzü koruyacak biçimde kapatın. Cenin pozisyonu alın. İlk sarsıntıyı izleyecek diğer sarsıntılara da hazır olun.
10-15 saniyede kaçabilecekseniz,
2.Eğer bulunduğunuz noktada kendinizi 10-15 saniyede bina dışına çıkaracak, güvenli bir açık alana ulaştıracak bir pozisyon varsa bu yolu saptayın. (Bu yöntem sadece giriş altı, giriş ve birinci katta olanlar için geçerlidir.
3.Bazı durumlarda ani bir çıkış olanağı yaratabilirsiniz. (Giriş katındaki camlı bir nesneyi kırarak dışarı çıkmak gibi)
4.Binayı terk ederken mutlaka başınızı yüksekten veya tavandan düşen nesnelerden korumalısınız. Bir kask ya da basert bulamazsanız bir sandalye, bir tahta parçası büyük ve kalın bir kitap işinize yarayabilir.
Eğer binayı terk edemiyorsak.
5.Eğer 10-15 saniyede binayı terk etme olanağı bulunmuyorsa kesinlikle oradan oraya koşmayın ve ayakta durmayın.
6.Merdivenlerden, merdiven boşluklarından uzak durun, asansör kullanmayın.
7.Bir yaşam üçgeni alanı yaratın. Para kasaları buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi gibi neslerin yanına yatın ve cenin pozisyonu alın. Herhangi bir yıkılma anında bu nesneler belki ezilecek ama yok olmayacaktır.
8.Mutfaklar ve banyolar en uygun korunma mekanlarıdır. Çünkü enkaz altında kalındığı takdirde bu bölümde hem yaşam üçgeni alanı yaratabileceğiniz unsurlar vardır, hem de patlayan borulardan sızan su içilebilir.
9.Açık alanlara gitmeye çalışınız. Elektrik, telefon ve yüksek gerilim tel ve direklerden, bacalar, çatı altı, anıt kule, yüksek bina ve duvarlardan uzak durunuz.
10.Deprem sırasında bir arabada bulunuyorsanız; geçitlerden, köprülerden uzakta bir yerde arabanızı durdurunuz ve sarsıntı geçinceye kadar içinden çıkmayınız
11.Deprem sırasında okulda iseniz sıraların aralarındaki boşluklara girerek Cenin Pozisyonu alın. Eğer aralarda boşluklar yoksa sıraların önlerine veya yanlarına geçerek Cenin Pozisyonu alınız.

DEPREM SONRASINDA YAPMANIZ GEREKENLER

1.Yaralanıp yaralanmadığınızı kontrol edin. İlkyardımı yapın.
2.Kalabalık bir yerde bulunuyorsanız paniği engellemeye çalışın ve düzenli bir şekilde çıkışı sağlayın. Ailenizi özellikle çocuklarınızla konuşarak sakinleştirin, onlara moral verin.
3.Güvenlik kontrolü yapın. Gaz kaçağını kontrol ediniz. Gaz kaçağı olup olmadığından emin olana kadar kibrit-çakmak ateşlemeyin. Elektriği kullanmayın.
4.Bina içinde karanlıkta kalsanız bile kibrit, çakmak mum, gaz lambası, piknik tüpü kullanmayınız. Başlangıç halinde olan küçük yangınları söndürünüz.
5.Arka arkaya gelebilecek sallantılara karşı hazır olun.
6.Etrafa cam kırığı gibi kesici ve yaralayıcı maddeler olacağı için kalın elbise ve ayakkabı giyin.
7.Elektrik, doğalgaz ve su hatlarında arıza meydana gelebilir. Sigortalarınızı gevşetmeden, su ve doğalgaz vanalarını kapatmadan, ocağınızı ve sobanızı söndürmeden evinizi terk etmeyin.
8.Şiddetli bir sarsıntı sonrasında eğer bina zarar görmemişse, binaya girmek için en az bir saat bekleyiniz.
9.Etrafa saçılmış olan kimyasal, yanıcı ve parlayıcı maddeleri temizleyin ve kaldırın.
10.İlmi bir dayanağı olmayan dedikodulara inanmayınız. Bu konuda yetkili makamların açıklamalarına itimat ediniz.
11.Zarar görmüş binalar girmek için yetkililerin talimatlarıyla birlikte hareket edin.
12.Binanın kat sayısını, her katta kaç dairenin bulunduğunu, hanelerdeki vatandaşlarımızın sayılarını, cinsiyetlerini müm-künse adlarını, misafirleri olup olmadığını bir kağıda yazınız. Eğer biliyorsanız evin iç planını belirten basit bir krokiyi de çizdikten sonra kurtarma için gelen profesyonel ekibe teslim ediniz.
13.Bina içindeki parlayıcı, patlayıcı, kolay yanıcı maddelerin yerlerini biliyorsanız yerlerini işaretleyin, not alın yada uyarıcı ibareler koyun. Bu bölümlere kesinlikle ateşle yaklaşmayınız.
14.Enkazdan aldığınız ilk sese yönelmeniz, yerini işaretledikten sonra binanın bütün bölümlerini arayarak diğer canlıları da tespit ediniz. Eğer kurtarma eğitimi almış iseniz mevcut canlıların kurtarmadaki önceliklerini belirleyiniz.
15.Depremden sonra ilk 12 saat cankurtarma faaliyetleri açısından hayati emniyet arz etmektedir. Aşırı telefon trafiğinin santralleri kilitleyip, telefonları kullanılamaz hale getirdiğinden, daha önemli haberleşmelerin yapılabilmesi için telefonunuzu kullanmayın
DEPREM BÖLGESİNDE YAŞADIĞINIZI
UNUTMAYIN !

ENKAZ ALTINDA KALANLARDA GÖRÜLEN DURUMLAR
1- Sıvı Kaybı
Önemlidir. İnsan vücudu, su olmadan 7 gün kadar idare edebilir. Üçüncü günden sonra sıvı kaybının organlara kalıcı zararları başlar. Sıvı kaybı özellikle çocuklara daha fazla zarar verir.
2- Sıkışma
Önce zarar gören doku şişer. Şiş damarları sıkar kan geçemez. Dokular ölmeye başlar.
3- Ezilme
Genellikle organın sıkışan, kısmına bakarak yaralanmanın ciddiyeti gözden kaçırılır. Ezilmenin sessiz tarafı ise, kazazedenin vücut ağırlığını taşıyan kısmıdır.
4- Kan Şekerinin Düşmesi
Uzun süre enkaz altında kalan bir kazazedenin kan şeker seviyeleri normal ihtiyaçlar yüzünden düşer. Bundan sonra vücut, depolarındaki şekeri kullanır. Bu rezervler de bitince kan şekeri düşer. Çocuklar bu duruma yetişkinlerden daha çabuk geçerler.
5- Çevre Şartları
Her zaman durumu kötüleştirir. Üşüme, donma veya sıkışma olabilir. Donma ve kangren oluşabilir ve organların kaybına hatta ölüme sebep olabilir.
6- Psikolojik Problemler
Enkaz altında kalanlarda korkulu bekleyiş hüküm sürer. Ölüm korkusu, çaresizlik ve panik tabloya hakimdir.

ENKAZ ALTINDA KALANLARDA YARDIM-BAKIM-TEDAVİ
Enkaz altında kalan kişinin Cenin pozisyonu alması, hayatının kurtulmasında önemli bir etkendir. İlkyardımcının yapabileceği işler:
Enkazda açılan bir delikle enkaz altındaki yaralıya ulaşılır. Yardım, Bakım ve Tedaviye enkaz altında başlanmalıdır. Ezilme sendromu geçirebilecek bir kazazedeye ulaşmada zaman faktörü çok önemlidir.
Hayati fonksiyonları takip etmekle başlar. Solunum, Dolaşım ve Kanama takip edilmelidir.
Kırıklar hareketsizleştirilip, yaralının doğru taşınması sağlanmalıdır.
Kazazedenin vücut ısısının çok yüksek veya çok düşük ise tedbir alınmalıdır.
Sıvılar ve ilaçlar: Profesyonel Sağlık Ekiplerince uygulanır.
Toksik iç zehirlenmeye engel olunması
Zehirlenmeye engel olmak için en sık kullanılan metod "turnike"dir. Ancak bu yöntem hala tartışma halindedir. Bu yöntemde, ölü hücrelerin artmasına engel olunarak toksinlerin ölü bölgede kalması sağlanır. Böylece sistemi zehirlemeleri engellenir. Burada unutulmaması gereken şey, uygun turnike yapılsa bile sisteme sızacak toksinlerden dolayı hastanın kontrol altında tutulması gerektiğidir. Turnikenin uygulanması hastanın organ kaybedebileceği anlamına gelir.
Yaralının üstünü battaniye ile örterek ısıtılması sağlanmalıdır.
Psikolojik destek sağlanmalıdır.
Kişi mutlaka baş ve boyun ekseni korunarak çıkarılmalıdır.
Tetanoz aşısı yapılmalıdır.

FELAKETLERİN HALK SAĞLIĞINA ETKİLERİ
Çok fazla can ve mal kaybına neden olan Felaketler, doğal ve insan kaynaklı olabilirler Doğal kaynaklı olan felaketleri önlemek mümkün değildir, ancak alınacak tedbirlerle kayıpları halk ve çevre sağlığı sorunlarını azaltmak mümkün olabilir.
Felaketlerin zararlarını asgariye indirmek için;
Felaket öncesi
Felaket anında
Felaket sonrası plan, program ve hazırlıklar yapılmalıdır.
Felaketin halk sağlığı üzerine etkilerini şu kriterler olumsuz etkiler;
Felaketin şiddeti,
Etkilenen bölgenin büyüklüğü,
Etkilenen insan nüfusu,
Hazırlık yapılmaması
Felaketlere müdahale etmek için, mevcut kaynaklardan (araç - gereç, eğitilmiş insan ) daha fazlasına acilen ihtiyaç vardır. Felaketlerin ilk günlerinde bu kaynakların yetersizliği nedeni ile elde kalan kaynaklar acil sağlık hizmetlerine yönlendirilmektedir. Bu da halk ve çevre sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Böylelikle felaket öncesi, anı ve sonrasında yapılması gereken hazırlıkların önemi ortaya çıkmaktadır.
Felaketlerde şartları ağırlaştıran nedenler
İçme ve kullanma su kanallarının tahrip olması,
Su borularının ve depoların zarar görmesi,
Atık su kanallarının tahrip olması,
Enerji üretim ve dağıtım şebekelerinin zarar görmesi,
Gıda üretim, depolama ve dağıtım sisteminin zarar görmesi,
Katı atık toplama ve depolama istasyonlarının tahrip olması,
Toplu hayvan telefi ve bitkilerin de zarar görmesi,
Konutların oturulamayacak durumda olması,
İletişim ve ulaşım imkanlarının zarar görmesi,
Sağlık kuruluşlarının zarar görmesi,
Yaşayan insanlara hakim olan korku, panik ve yorgunluk duygusu,
Saydığımız kriterlerin hayatı etkilemesi sonucu, yaşayan insanların yaşam biçimlerini (toplu yaşam, çadır kent vs.) kişisel hijyen, uygun giyinme, ısınma, beslenme ve psikolojik sorunlar halk sağlığını ciddi anlamda olumsuz bir şekilde etkileyecektir.
Felaket bölgesinde halk sağlığının korunması
Felaket sonrası dönemde kurulacak olan toplu yaşam alanlarında Ilıman iklimlerde 40 kişiye bir duş, sıcak iklimlerde 25 kişiye bir duş düşecek şekilde planlanmalıdır.
Atıkların, su kaynaklarını kirletmemesine özen gösterilmelidir. Bu nedenle, bu alanlarda atık toplama çukurları açılmalıdır. Bu çukurların yaşam alanlarından en az 100m. uzakta olmasına dikkat edilmelidir. Düzenli çöp toplanamıyorsa, çöp poşetleri kazılan 1-2m. derinlikteki çukurlarda toplanmalı, çöplerin üzeri en az 50cm. toprakla örtülerek kireçlenmesi sağlanmalıdır.
Çadırlı alanlardaki katı atık toplama konteynırlarının suya, böceklere, kemiricilere karşı korunaklı olmasına dikkat edilmeli, atıklar bu konteynırlarda, sızdırmaz poşetlerde toplanıp biriktirilmelidir. Katı atıklar son olarak yakma veya toprağa gömme şeklinde zararsızlaştırılmalıdır.
Tuvalet ihtiyacı mutlaka bölgede kurulan seyyar tuvaletlerde giderilmeli, seyyar tuvalet yoksa en az 2m. derinlikte bir çukur kazılarak ve çevresi çevrilerek helaya dönüştürülmeli, ve bu helaların oturum alanlarından 20 metre uzaklıkta olmalı ve sık sık kireçlenmesi yapılmalıdır.
Cesetlerin, yetkililer aracılığıyla ceset torbalarına konulması sağlanmalıdır. Cesetler gömülürken mezar zeminine ve cenazenin üzerine sönmemiş toz kireç dökülmelidir.

BULAŞICI HASTALIKLAR

Kişiden kişiye değişik yollarla ve mikroplarla bulaşan hastalıklardır. Felaket bölgelerinde halk sağlığının ciddi bir şekilde etkilenmesi sonucunda bulaşıcı hastalıklar ortaya çıkabilir. Bulaşıcı hastalıkların görülme sıklığı çevrede oluşan ekolojik değişimlere bağlıdır.
Alt yapının zarar görmesi, özellikle su ve besin kaynaklı hastalıkların riskini arttırır. Katı atık depolama sisteminin ve kanalizasyon şebekesinin göreceği zararlar ile su ve gıda stoklarının kontamine olması, sinek, sivrisinek ve kemirgen gibi taşıyıcıların çoğalması bulaşıcı hastalık riskini arttırmaktadır.
Felaket bölgesinde bulaşıcı hastalıklardan korunma
Eller sık sık sabunlu su ile yıkanmalıdır.
Açıkta bulunan sular klorlandıktan sonra banyo ve tuvaletlerde kullanılmalıdır.
İçmek için; mutlaka kapalı şişe suları kullanılmalıdır.
Enkaz altından çıkan yiyecek ve içecekler asla kullanılmamalıdır. (Enkaz altındaki kişi için istisna)
Pişmiş yiyecekler mutlaka sıcakken yenmeli, soğumuşsa iyice ısıtılmadan yenmemelidir.
Çöpler sızdırmaz poşetlerde toplanmalı, ağzı sıkıca kapatılmalıdır.
Enkaz bölgesindeki cesetlere kesinlikle çıplak elle dokunulmamalı,
Ateş, karın ağrısı, ishal gibi şüpheli durumlarda mutlaka bölgedeki sağlık kuruluşlarına veya ekiplerine başvurulmalı ve uyarılarına özenle uyulmalıdır.
Felaketlerde muhtemelen görülebilen veya salgınlar oluşturabilen bulaşıcı hastalıklar
Dizanteri : Kişiden kişiye temas veya su ve besinlerle kolaylıkla geçer.
Tifo: Dışkı-kusma ile bulaşmış su ve besinler, kanalizasyonun içme suyu ile teması temel bulaşma yoludur.
Kolera: Çok hızlı yayılıp birkaç saat içinde çok ağır tablolara neden olabilir. Dışkı-kusma ile bulaşmış su ve besinler, kanalizasyonun içme suyu ile teması temel bulaşma yoludur.
Kızamık: Çocuklarda kolay yayılır. Zatürreye sebep olabilir. Tek etkili korunma yöntemi ise aşılamadır.
Akut alt solunum yolu enfeksiyonları: Kızamık, nezle , grip gibi hastalıkların sonucunda ortaya çıkabilir.
Sıtma: Daha önce hastalığın görülebildiği yerlerde önemli salgınlara neden olabilir.
Menenjit: Kalabalık yaşam da ender görülen fakat ağır tablolara yol açan bir hastalıktır.
Uyuz, Bitlenme: Kalabalık yaşamda kış mevsiminde en sık görülen hastalıktır. Yetersiz hijyen sonucu oluşur.
Suyun temizliğinin sağlanması ve korunması
Çöktürerek veya kumaş katmanlarından geçirip suyu süzerek suyun bulanıklığının ve renginin olabildiğince normal düzeye gelmesi sağlanmalıdır.
Önceden dezenfekte edilen su mutlaka temiz, kapalı depolarda biriktirilmelidir.
Acil koşullar altında küçük miktarlardaki suyun dezenfeksiyonu sırasında yaygın ve pratik olarak klor tabletleri, sodyum hipoklorit solüsyonu (çamaşır suyu), iyot tablet ve solüsyonları kullanılabilir.
En çok bilinen adıyla halazon klor tabletleri dezenfeksiyon da bir litre su için bir tablet biçiminde kullanılabilir.
Evde kullanılan çamaşır suyu, acil hallerde suyun dezenfeksiyonu amacıyla da kullanılabilir. Dört bardak suya bir bardak çamaşır suyu eklenerek elde edilebilecek olan Sodyum Hipoklorit solüsyonundan bir litre suya beş damla olacak şekilde eklenmelidir. Bu solüsyon ışıktan korunarak ağzı kapalı bir kapta saklanmalıdır.
Hemen her evde ecza dolaplarında bulunabilen iyot eriyikleri de (tentürdiyot) su dezenfektanı olarak kullanılabilir. 5 damla iyot eriyiği 1 lt. süzülmüş suyun dezenfeksiyonu için yeterli olacaktır. Su bulanıksa miktar 10 damla olmalı ve 30 dk. beklenmelidir.
Kişi başına sağlanması gereken su miktarları günlük (soğuk, ılıman iklimlerde) en az 3 lt. (sıcak iklimlerde) enaz 6 lt.'dir.

FELAKETLERİN ÇEVRE SAĞLIĞINA ETKİLERİ
Yaşadığımız ortamdaki canlı ve cansız varlıkların tamamı çevreyi meydana getirir. Çevre üç ana etmenden oluşur ki bunlar toprak, hava ve sudur.
Doğal çevre tabiatın oluşturduğu, kendi içinde hayvanların yiyeceklerini karşıladığı, neslini devam ettirdiği ortamdır.
İnsan için çevre, sanayisini ve endüstrisini kurduğu ve geliştirdiği, ulaşımı sağladığı toplumsal faaliyet gösterdiği ortamdır.
ÇEVRE KİRLETİCİLERİ VE ETKİLERİ
Kirliliğin etkilediği ortamlar; hava, toprak ve sudur.
Kirleten kaynaklar ise;
Zehirli maddeler,
Radyoaktif maddeler,
Petrol ve petrol ürünleri,
Evsel ve kentsel atıklar,
Endüstriyel atıklar,
Gürültü şeklinde sıralanabilir.
Kirlenen ortamlar birbirini etkiler.
Kirli hava, yağışlar ile toprak ve suyu etkiler.
Kirli toprak, akarsular ile göl ve denizleri etkiler.
Kirli su, buharlaşma ile hava' yı, tekrar yağışlarla toprak ve suyu etkiler.
Bu döngü içinde, bilinen tüm canlı türleri direkt yada dolaylı olarak etkilenir.

AFET ÖNCESİ EVLERDE ALINABİLECEK ÖNLEMLER
İnsanların en çok kullandıkları, yaşamlarının büyük bölümünü geçirdikleri çevre ortamı evleridir. Evlerdeki olası riskler ve alınabilecek önlemler:
Uçucu maddelerden gelebilecek riskler ve alınabilecek önlemler:
Evlerde en yaygın kullanılan uçucu madde kaynakları LPG tüplerdir. Her evde yemek pişirmekte, katalitiklerle ısınmak için, şofbenlerde sıcak su temini için kullanılır. LPG tüpler evlerde genelde iki tipte bulunmakta; 12 kg' lık büyük tüpler ve 3 kg' lık küçük (piknik) tüpler şeklindedir.
Afet sonrası tüplerde düşme sonucu dedantör başlığının kırılması, borulardan gaz kaçağının olması, tüp üstüne ağır cisim düşmesi olası risklerdir.
Örneğin; küçük tüplerin mutfak tezgahı veya yüksek masa üstünde kullanımı, afet etkisiyle yere düşme ve yangın çıkması riskini önemli ölçüde arttıran bir durumdur.
Alınabilecek önlemler şöyle sıralanabilir:
Büyük tüplerin düşmesini önlemek için bağlanabilir. Tüpün üstüne ağır eşya düşmeyecek şekilde düzenleme yapılabilir.
Ambalaj malzemesi olarak kullanılan köpüklerle tüplerin altına destekler sıkıştırılabilir böylece düşme riski azaltılır.
Katalitik veya gaz sobalarının düşme riskine karşı bir duvara sabitlenmesi alınabilecek en iyi önlemdir.
Akıcı maddelerden gelebilecek riskler:
Evlerde kullanılan yaygın temizlik maddeler ki bunlar çamaşır suyu, kezzap, aseton, ispirto, tuz ruhu, kolonya gibi temizleyiciler, haşere ilaçları ve boyalar afet esnasında önlem alınmaması durumunda riske neden olabilirler.
Çamaşır suları çamaşırları temizlemek ve beyazlatmak amacıyla kullanılan ve alkali hipoklorit halinde aktif kloru ve bazen de sodyum perboratı ihtiva eden solüsyonlardır. Çamaşır suyu gözler ve deri için de tahriş edicidir, koroziftir ve kezzap, tuz ruhu gibi asitli maddelerle karıştırılması zehirli gaz çıkışına yol açar. Hidroklorik asit ihtiva etmesi nedeniyle cilt, göz, solunum yolları üzerinde olumsuz etkiye sahip olması nedeniyle tuz ruhu da çok tehlikelidir.
Genelde tuvaletlerde üst raflarda bulundurulan temizlik malzemeleri ve haşere ilaçları,boyalar afet esnasında devrilmesi veya düşmesiyle ciddi yanıklara ve zehirlenmelere neden olabilirler. Önlem alarak kapakları sıkıca kapatılıp mümkün olduğunca zemine yakın veya zemine konulması, devrilmesini engellemek için aralarına köpük konması, önlerine lastikle veya iple bağlanması faydalı olacaktır.
Katı maddelerden gelebilecek riskler;
Dikkat edilmesi gereken en önemli risk kış aylarında kullanılan katı yakıt kullanan sobalardır. Soba veya soba borularının devrilmesi sonucu çıkan yangınlar,duman zehirlenmesi tehlike arz etmektedir. 12 Kasım'daki Düzce depreminde yaralanma ve ölümlerin önemli bir kısmını yangın ve duman zehirlenmelerinden olduğu görülmüştür.
Önlem olarak; geceleri soba yakılmaması, mümkün olduğunca soba borularının daha sağlama alınması, soba altlarında kullanılan metal veya mermer tablalarının büyük tutulması ve yıllık baca temizliğinin yapılması gerekir.
AFETLERİN ÇEVREYE OLAN ZARARLARI
Afetlerin çevreye olan zararlarını genelde üçe ayırabiliriz:
1-Işıma yapan maddelerden kaynaklanan zararlar:
Kastedilen radyoaktif maddeler ve tehlikeleridir. Olası bir afet durumunda nükleer enerji üretimi yapan bir tesisin etkilenmesi ikinci bir afetin olmasına sebep olabilir. Böylesi bir felaketin nelere mal olacağı Çernobil Nükleer kazasının neticesine bakmak fikir sahibi olmak için yeterlidir. Ülkemizde Haziran 1999 da yaşanan ilk nükleer kazayla bu konunun ne kadar ciddi olduğu görülmüştür. (İkitellideki kaza.)
Nükleer santrallerde meydana gelen en ufak bir kazadan dolayı yayılan radyoaktivite, olaydan 15-20 yıl sonra kansere yakalananların sayısını kat kat arttıracaktır.
2-Akıcı maddelerden kaynaklanan tehlikeler:
Tehlikenin ciddiyetini anlamak için İstanbul civarında 4500-5000 kadar endüstri kuruluşunun varlığı ve Türkiye Sanayisinin %50'sinin Marmara Bölgesinde bulunmasını bilmek gerekir. Bu tesislerin içinde boya fabrikaları,asit fabrikaları,kimyasal gübre fabrikaları,deterjan fabrikaları,yağ fabrikaları vb. kirlilik kaynağının çeşitliliği ve fazlalığını göstermekte. Afet etkisiyle bu tesislerin %1 de bile yıkım olması çevre üzerinde telafisi zor zararlara neden olacaktır.
Örneğin bir deterjan fabrikasından kaynaklanan kirlilikle az tozda deterjan bile balıkların ölümüne neden olur. Çünkü deterjan balıklar için çok güçlü bir zehirdir,ayrıca su yüzeyine bir film tabaksı ile kapladığından oksijen geçişini önler. Balıklarla birlikte zehirli maddeler eko sistem içinde insanı da etkiler.
Akıcı maddelerden kaynaklanabilir diğer bir tehlike boğaz geçişlerindeki gemilerdir. İstanbul ve Çanakkale boğazlarından ortalama 50.000 geminin geçtiği bir su yoludur. Tehlikenin boyutunu anlamak için geçmişteki üç deniz kazasıyla 60.000 ton ham petrol,2.000 ton sıvılaştırılmış amonyak, 2.000 ton motorin Marmara sularına karışmıştır.
Deniz trafiği yoğun ve kaza riski yüksek, bir boğaz olan İstanbul Boğazı'nda meydana gelebilecek bir kaza, 9 milyonluk kentte , çevre ve tarihi değerlerin de ciddi zararlar görmesine yol açacak büyük bir felakete neden olabilir
Florya açıklarında, 31.12.1999 tarihinde lodos dan batan tankerde bulunan 4 bin 363 ton petrolün; 900 tonu tam bir çevre faciasına yol açtı. Kıyıya vuran petrol sahili simsiyah bir örtüyle kaplarken, petrol içinde kalan yüzlerce deniz kuşu can çekişmeye başladı ve petrolün balık ve deniz dibi canlılarını da etkilediğini hepbirlikte izledik.
3-Uçucu Maddelerden Kaynaklanan Tehlikeler:
Sanayide kullanılan ve üretilen kimyasal gazların zehirleyici ve patlayıcı olması nedeniylen özellikle Marmara Bölgesi çok büyük bir risk altın da,bunu daha iyi anlamak için17 Ağustos depreminin sonucu olan Tüpraş yangının gösterdiği riskler unutulmamalıdır.
 
Aşırı soğuk ortamda uzun süre kalınması sonucu donma ortaya çıkar. Kazazede halsiz, uykuludur. Donuk vücut bölümleri beyaz, sert, soğuktur. Henüz donmamış kısımlar kızarık olabilir. Hareketleri ağır ve ağrılıdır. Ciltte su dolu keseler görülebilir. Donmuş kısımlarda duyu kaybı vardır.
Karla ovuşturmak, masaj yapmak, kumaş parçaları sürterek ısıtmaya çalışmak, sıcak odaya ya da sıcak suya sokmak, bandaj yapmak, cilde ilaçlar sürmek, alkol ya da sigara vermek sakıncalıdır.
İlkyardımcı önce kazazedenin ıslak giysilerini çıkartıp kurumasını sağlamalıdır. Donmuş bölgeler temas, sürtünme, doğrudan ısıdan korunmalı, yüksekte tutularak bir battaniye ile sarılmalıdır. Isıtma işlemi yavaş ve aşamalı olarak yapılmalıdır. Ilık su bu amaçla kullanılabilir. Kazazedeye ılık içecekler ve şekerli sıvı gıdalar verilebilir.
Elektrik çarpması evlerdeki pirizler-elektrikli aletlerden kaynaklanan elektrik kaçakları, enerji iletim kablolarının kopması ya da direklere tırmanılması, yıldırım düşmesi ile ortaya çıkabilir.
Deri üzerinde yanık, solunum ve dolaşım sisteminde bozukluk, bilinç kaybı sonucu düşme ve buna bağlı kırıklar elektrik çarpmasının muhtemel sonuçlarıdır. Elektrik çarpmasının damarlar üzerindeki etkisi, kalıcı, geç ortaya çıkan sorunlar yaratabilir. Tellere asılı, ya da elektrik tellerine temas halinde yerde yatarken bulunan kişide, elektrik çarpması düşünülmelidir. Bazen kazazede bayılmadan önce kablodan ayrılmayı başarmış olabilir. Kimi kısa süreli, düşük voltajlı elektrik çarpmalarında kazazedenin bilinci açık olup, cilt üzerinde dahi hiç iz bulunamayabilir.
İlkyardım Müdahalesi Üç Aşamadan Oluşur:
1. Elektrik akımı şalterden kesilmeli, bu yapılamıyorsa çıplak kablo ile kazazedenin teması iletken olmayan bir cisim kullanılarak kesilmelidir.
2. Kaza ortamında hemen ilkyardımın ABC si kontrol edilmeli ve sağlanmalı, bilinç kaybı var ise koma pozisyonu verilmelidir.
3. Yanık varsa bakımı yapılır, fiziksel ve psikolojik olarak rahatlatılır, kazazede ayağa kaldırılmadan nakli sağlanır. Düşmeye bağlı kırık varsa tespit işleminden sonra nakil gerçekleştirilir.
Doğuştan ya da sonradan ortaya çıkabilen, bir grup beyin hücresinin düzensiz emirler üreterek beyinin çalışmasını geçici olarak bozması ile oluşan bir durumdur.
Bilinç kaybı, idrar kaçırma, çenenin kilitlenmesi, adalelerde kasılmalar görülür. Nöbet sırasında solunumda bozularak ağızdan köpüklü tükürük akar.
Kendiliğinden düzelene kadar kişinin dilini ısırması ve başını bir yere çarpması engellenir. Bu amaçla dişler arasına rulo yapılmış bir kumaş parçası ya da mendil konur. Baş iki el ile kontrol altına alınır, altına yumuşak destekler konur. Nöbetin sonlandığı görülünce hasta nakledilir.
Çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada oynayan çocuklarda bitki parçaları ya da toprak taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva işinde çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze kaçar.
Gözde yanma, batma, sulanma, kaşıntı ve ovmaya bağlı kızarıklık görülür. Hatalı müdahaleler göze zarar verir ve yabancı cismin çıkarılması da güçleşir. İlkyardımcı, kişinin gözlerini ovmasını önlemeli bol suyla yıkandıktan sonra gözlerini kapattırıp cismin gözyaşı ile çıkmasını beklemelidir. Bu olmuyor ve cisim gözle görülebiliyorsa temiz bir bez parçasının kenarı ile alınabilir. Çıkartma işleminden pamuk kullanılmaz. Yabancı cisim yine çıkmıyorsa kişi nakledilir.
Bir tahrik olmaksınız saldırarak ısıran kedi ya da köpeğin kuduz olmasından şüphe edilmelidir. Kuduz mikrobu ısırılmış bölgeden vücuda girer. Isıran hayvanın gözlem altına alınması gerekir.
Isırılma halinde, ısırık yeri hemen bol su ve sabun ile iyice yıkanır. Kazazede yürütülmeden nakledilmelidir.
İğnenin girdiği yerde kızarıklık, ağrı, kaşıntı, şişme olabilir. İğne hala ciltte ise düzgünce çıkarılır. İğne yerine buz koyarak soğutma yapılır. Alerjisi olanlar, astımlılar, ağızdan sokulanlar, çok sayıda arı tarafından sokulanların hemen nakli gerekir.
Yılan zehirlenmelerinde ısırık yerinde ağrı, şişlik, morluk, hassasiyet vardır. Sokulan yer hareket ettirilmeden yıkanır. Isırılan yerin birkaç cm yukarısına boğucu sargı uygulanır. Isırık yeri 0.5 cm kesilerek ve elle sıvazlanarak zehrin kısmen çıkması sağlanır. Yaranın emilmesi etkili değildir ve zararlı olabileceği için uygulanmamalıdır. Isırık yerine buz uygulanabilir. Kişinin yatarak nakli sağlanır.
Akrep sokmasında yara yerinde ağrı ve uyuşukluk olur. Solunum bozulabilir. Sokulan bölge yıkanır, buzla soğutulur, sokulan kol veya bacakla vücut arasına boğucu sargı uygulanılarak akrep antiserumu bulunabilecek bir merkeze yatarak nakledilir.
 
Göğüs ve karın boşluğunu ayıran solunumda rol alan diafram adlı adelenin düzensiz kasılmasıyla ortaya çıkar peşpeşe ve uzun süre devam eden hıçkırık solunumu aksatır ve kişiyi rahatsız eder. Soluğunu bir süre tutturmak ya da su içirmek düzelmeyi sağlayabilir. Başarılı olmazsa bir torba yada poşet içindeki hava kısa süre solunarak hıçkırık sonlandırılabilir.
İç kanamada ilkyardımcı kanamanın varlığını dışarıdan göremez. Büyük kemik kırıkları, kafaya gelen darbeler, tüm vücudu etkileyen kazalarda, dıştan izlenebilen kanama olsun ya da olmasın, iç kanamadan şüphe edilmelidir.
- Huzursuz kazazede, görme
- işitme sorunlari, uyuklama hali
- Soguk, soluk, nemli cilt
- Karinda sertlik ve bastirmakla agri
- Vücutta yaygin siyrik, morluk, şişlikler
- Halsizlik
- Susuzluk hissi
- Sayisi artmiş ancak zayif solunum ve nabiz varsa iç kanama düşünülmelidir.
Iç Kanama Düşünülen Kazazede Için Yapilacaklar:
1. Şok ile mücadele et (ayaklari yüksek olarak yatir, isit)
2. Hizli naklet
Kazazedeler arasında isen önce kendini değerlendir.
- Sakin ol.
- Kendi vücudunu kontrol et.
- Gerekiyorsa kendine ilkyardım uygula.Ortamı değerlendir.
- Devam eden riskleri ortadan kaldır.Kendini tanıt, etraftakileri sakinleştir.
- Sağlam kişileri yardım ve güvenlik için organize et.Kazazedeleri değerlendir.
- Tüm kazazedeleri hızla kontrol et
- Öncelikli olanları belirle öncelikli kazazede ile işbirliği sağla.
- Kazazede ile tanış, güven ver, sakinleştir. ve rahatlat
- Yatmasını ya da oturmasını sağla, gereksiz hareket ettirme.Gereken ilkyardım müdahalelerini yap.
- ABC yi sağla
- Kanamayı durdur, kırık veya çıkıklı bölgeyi hareketsizleştir, sargıları yap, pozisyon ver.Koru ve Naklet
- Kazazedenin ısı kaybetmesini önle, kımıldatma, yedirme, içirme, yanında git, sağlıkçılara bilgi ver
- Eğitilenlerin çalışma yaşamlarına dönüşlerinden sonra eğiticileri ile bağı kopmamalı, bilgi ve becerileri belli aralarla tazelenmelidir.
İyi bir ilkyardımcı:
- Oturduğu ve çalıştığı yerleşim biriminin coğrafi özelliklerini, ulaşım olanaklarını, sağlık kuruluşlarının yerlerini, özelliklerini, uzaklıklarını bilir.
- Yaşadığı ülkenin sağlık ve idari mevzuatına yabancı değildir, toplumsal ve bireysel sağlık sorunlarına duyarlıdır. Temel sağlık ve insan vücudu bilgisine sahiptir.
- Birey olarak kendisini sağlıklı, zinde tutmaya çalışır. Düzenli spor yapar, düzenli sağlık kontrolünden geçer, madde bağımlılığı gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durur. Dengeli beslenmeye gayret eder. Kendi vücudunun kapasitesini bilir, uygulayacağı ilkyardım tekniğini gereğinde buna göre seçer.
- İşyerinin fiziksel özelliklerini, özellikle acil çıkışı, yangın hortumu vb. yerleri önceden bilir. Kurumundaki idareciye, şoföre, varsa sağlıkçıya, en çabuk nasıl ulaşacağını bilir. İşyerinde ve çevrede gerekebilecek telefon numaralarını yanında taşır.
- Sakin, pratik, dengeli, olgun, yardımsever, girişken bir kişi olarak tanınır.
- Bir kaza anında, aldığı eğitim nedeniyle kendisi ve ortamdakilere yardımcı olabilecek bir kişi olduğunun bilinci ve güveni ile paniğe kapılmaz, düşünerek davranır.
- Davranışları hızlı ancak bilinçli, sıralı ve ölçülüdür.
- Bir kahraman değil ilkyardımcı olduğunu bilir, kendisini asla tehlikeye atmaz.
- Bilgisinin olmadığını düşündüğü durumlarda bir şey yapmaz, yardım çağırır.
- Bir sağlıkçının yardıma gelmesiyle, ona bilgi verip onun yardımcısı durumuna geçer. Bilgi ve yetki sınırlarını bilir.
- Üzerinde girişimde bulunacağı kişi ya da yakınının onayını aldıktan sonra müdahalesini yapar. Gereğinde çevredekileri de örgütleyerek çalışır.
- Güvenli ve kararlı bir konuşma tarzı vardır. Kullanacağı ses tonu ve kelimeleri iyi seçer. Sürtüşmeye meydan vermez.
- İlkyardım bilgisi içinde yapılması gereken ve yapılmaması gerekenler olduğunu bilir. Yararlı olmak kadar zarar vermemeye de çalışır. Duyguları ve ortam etkisiyle değil, bilgileri ile tarafsız bir değerlendirme yaparak karşısındakinin ilkyardım girişimlerine gerçekten gereksinimi olup olmadığını belirler.
- Uygun ilkyardım uygulamasını doğru yere, yeterli sayı ve şiddette, yeterli süre uygular. Her uygulamadan sonra yaptığının doğru ve yeterli olduğunu kontrol eder. Eksik ya da yanlıştan dönmeyi bilir.
- Edindiği bilgi ve becerilerin bir süre sonra unutulacağını, bazılarında değişiklikler olabileceğini bilir. Unutmamak için becerilerini kendisi ve yakınları üzerinde zaman zaman dener. İşyeri hekimi, sağlıkçı, ilkyardım eğiticisi ile gerektikçe ilişki kurar. Belli aralıklarla eğitimini tazelemek için isteklidir. Çevresindeki olayları yakınındaki ilkyardımcı ve sağlıkçılarla tartışır.
KALP KRİZİ NEDİR?
Eğer belirtiler 10 dakikadan fazla sürüyorsa her hangi bir durumda kalp krizinden şüphelenilmelidir. Kalp krizi kalp kasına giden hastalıklı coronary arterde kanın pıhtılaşması sebebiyle oluşur.
KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ
Sayıklama ile birlikte göğüste olan rahatsızlık
Göğüsün ortasında bir iki dakikadan fazla süren rahatsızlık veren bir basınç, sıkışma, doluluk veya acı varsa
Omuzlara, boyna veya kollara yayılabilen bir acı
Bulantı, terleme, ve/veya kısa kısa nefes
Solgunlaşmak veya derinin morarması
Eğer belirtiler ortaya çıkarsa: Hasta fiziksel olarak yaptığı herhangi bir hareketi bırakmalıdır. Vücudun üst bölümünü hafifçe kaldırarak oturmalı veya uzanmalıdır.
Eğer belirtiler bir kaç dakikadan fazla devam eder veya kötüleşirse ACİL AMBULANS SERVİSİ (112) veya diğer yerel acil numaraları derhal arayın. Yukarıda gösterilen belirtilerin hepsi her kalp krizinde olmaz. Eğer yukarıdaki belirtilerden bazıları oluşursa, derhal hızlı bir şekilde yardım çağırın. Bu belirtiler kalp krizinin sinyalleridir, ve ne kadar fazla beklerseniz o kadar çok kalp zarar görür. Kalp krizinden kurtulmanın yolu belirtilerin hızla görülmesi ve hızlı bir şekilde ACİL AMBULANS SERVİSİ (112)’den yardım istenmesidir. Eğer nabız ve nefes alma durursa, ACİL AMBULANS SERVİSİ (112) gelip hastaya tam bir tıbbi yardım sağlayana kadar CPR uygulamasına başlayarak hayati organları korumalısınız. Unutmayın ki, hastalar genellikle belirtileri red ederler.
Kalp krizinden ve felçten korunmalıyız. Bazı risk faktörleri genetiktir ve bazıları da yaşam tarzınızla ilgilidir. Genetik olan risk faktörleri yaşam tarzınızdan dolayı olan risk faktörleri ile birleşmesiyle, kişinin kalp krizi ve/veya felç geçirme şansı bir hayli yükselir.
DEĞİŞTİRİLEMEZ RİSK FAKTÖRLERİ
Kalıtsal
Erkek olmak
Yaşlanma
KONTROL EDEBİLECEĞİNİZ VE DEĞİŞTİREBİLECEĞİNİZ RİSK FAKTÖRLERİ
Sigara içmek
Yüksek kan kolesterol seviyesi
Hareketsizlik
Diabetik (şeker hastalığı)
Obesitiy (şişmanlık)
Stres
FELÇ (Beyin Nedenli)
Felç kan damarlarının tıkanması veya kopması neticesinde oluşur.Arterlerdeki kan pıhtılaşması ile oluşur. Felç durumu yapay solunum,göğüs kompresi(basıncı) veya her ikisini birlikte yapmayı gerektirebilir.Felç genellikle yaşın ilerlemesiyle ortaya çıksa da, her yaştan kişilerde de olabilir. Felç belirtilerini önceden belirlemek çok önemlidir, böylece tam bir tıbbi yardım anında verilebilir.
FELÇ İŞARETLERİ VE BELİRTİLERİ
Şiddetli baş ağrısı
Yüzde, kolda veya bacakta ani hissizleşme veya zayıflama
Açıklanamayan baş dönmesi veya dengesizlik
Konuşamama, bozuk veya kelimeleri birbirine karıştırarak konuşma
Genellikle bir gözde kararma veya görüş kaybı
Şuur kaybı
DEĞİŞTİRİLEMEZ RİSK FAKTÖRLERİ
Yaş
Erkekler yüksek risk altındadır.
Irk....zenciler beyazlardan daha fazla felç riski altındadır.
KONTROL EDEBİLECEĞİNİZ VE DEĞİŞTİREBİLECEĞİNİZ RİSK FAKTÖRLERİ
Kan basıncı
Sigara içmek
Obesitiy (şişmanlık)
Yüksek kan kolesterolü
Diabetik (şeker hastalığı)
Bu işaret ve belirtiler sadece kısa bir süre devam edebilir. Böyle bir durumda, bu belirtiler Transient Ischemic Krizi'nin (TIA) belirtileri olabilir. TIA'nın felç gibi belirtileri vardır, fakat kısa bir sürede kaybolabilir. TIA'lar ilerde olacak felç için uyarı işaretidir. Eğer yukarıda belirtilen işaretlerden herhangi biri mevcutsa derhal bir doktora gözükülmelidir.
Eğer şiddetli belirtiler varsa...
1. Hastanın A-B-C durumlarını kontrol edin ve yardımı yapın.
2.ACİL AMBULANS SERVİSİ (112)'yi ARAYIN! Felç inen hastanın kurtulma şansında belirtilerin erken görülmesi ve ACİL AMBULANS SERVİSİ (112)’nin hızlı devreye sokulması hayati önem taşır
 
Kanın, normal olarak içinde bulunduğu kalp ve damarlardan dışarıya çıkmasına kanama denir.
Nedeni ve yeri ne olursa olsun, durmayan ya da durdurulamayan her kanama, şok, hatta ölüme yol açar. Kazalarda ölümlerin önemli bölümü bir kanamadan kaynaklanır. Kanama kontrolü bir ilkyardımcının en çok gereksinim duyacağı ve kullanacağı becerilerdendir.
Kanamaları zedelenmiş damar çeşidine göre üçe ayırabiliriz;
1. Kılcal damar kanamaları: Kılcal damarlar hücrelere ulaşan son damar uzantılarıdır. Çok ince olup içlerinde çok az kan bulunduğu için zedelenme, kesilmelerinde ancak sızıntı tarzında ve hafif bir kanama olur. Bir kesi ya da darbe sonrası ortaya çıkabilir. Hemen her zaman, dış müdahale olmasa bile, kendiliğinden sona erer. Hayati tehlike yaratmaz.
2. Toplardamar kanamaları: Toplardamarlar hücrelerden dönen kanı kalbe taşıyan, düşük basınçlı kan akımı olan damarlardır. Cilde yakın, yüzeysel toplardamarlar kol ve bacak, el, ayak sırtında rahatça seçilebilir. Toplardamar kesileriyle olan kanamalarda koyu renkli, taşma tarzında kan kaçışı görülür. Çoğu kez doğrudan baskı uygulayarak kontrol altına alınabilir. Genellikle yaşamı tehlikeye sokmaz.
3. Atardamar kanamaları: Atardamarlar kalbimizden yüksek basınçla pompalanan kanı hücrelere ileten, toplardamarların tersine kol ve bacakta derinde yol alan damarlardır. Atardamardan olan kanamalarda, açık renkli kanın, yara ağzından kalp atımına uyumlu şekilde fışkırarak çıktığı izlenir. Genellikle durdurulması daha zor olan, hayati tehlike yaratan kanamalardır.
Kanamaları konumu ve yönüne göre de üçe ayırmak mümkündür.
Kanın kaçışının gözle izlenebildiği kanamaya dış kanama adı verilir. İç organlara ait damarlar, ya da vücut içinde kafa-göğüs-karın boşluklarında yerleşik damarların, bir darbe ya da kesici delici bir aletle parçalanmasıyla ortaya çıkan kan kaçışı dışardan görülmez. Bunlar, iç kanama olarak adlandırılır. Kanayan damarın vücudun iç organlarında olduğu kanamalar, doğal deliklerden dışarıya doğru kanama olarak adlandırılır.
Kanamada ilkyardımcının amacı, önce damardan kan kaçışını önlemek, sonra da, kan hacmi azaldığı için şoka karşı önlem almaktır.
Kanamaya müdahalede en basit, risksiz, malzeme gerektirmeyecek yöntemden daha etkili, ancak uygulaması daha zor, riskler taşıyan yönteme doğru bir sıra izlenir. Değişik yöntemlerle damarı sıkıştıran, içinden kan geçmesi ve dışarıya kaçmasını önleyen ilkyardımcı, damardan kan kaçışını önleyen sağlam pıhtı oluşuna kadar uygulamasını sürdürmelidir.
Kanamayı durdurmak için kullanılan ilkyardım yöntemleri sırayla;
1. Kanayan yer üzerine doğrudan baskı yapmak,
2. Kanayan damarın kalpten geliş yolu üzerindeki özel noktalara baskı yapmak,
3. İlk iki yöntemle kontrol edilemeyen özel durumlarda, turnike-boğucu sargı yapmaktır.
Ufak bir keside, kesi yerinin su ve sabunla yıkanıp üzerine birkaç dakika bastırılması yeterli olacaktır. Üzeri bir yara bandı ile kapatılabilir.
Daha büyük bir yaralanmada, yara bezi üzerinden avuç ya da parmaklarla yapılacak baskı ile kanama durdurulduktan sonra, yeniden açılmayı önlemek için rulo, ya da, bohça haline getirilecek yara bezleri ile, üzerine sıkı bandaj yapılması uygun olur. Kanamalı kişinin sakinleştirilmesi ve kanayan kol ya da bacağın yukarıya kaldırılması, kanamanın durmasını kolaylaştıracaktır. Kanla ıslanan bandaj sökülmez, üstten yenilenir.
Doğrudan baskı ile kontrol edilmeyen kanamalarda, ilkyardımcı kanamanın yerine uygun bir noktadan, baş parmağı ya da yumruğu ile baskı yaparak, kanı getiren atardamarı sıkıştırır. Ancak uygun baskı noktaları bu konuda beceri eğitimi almadan kullanılmamalıdır.
Organ kopması birden fazla atardamar kanamasına yanı anda baskı uygulayamayacak tek ilkyardımcı olması, kazazedenin yanından ayrılma zorunluluğu, ilkyardımcının uzun sürecek yol boyunca baskı yapacak gücü olmaması durumunda, son çare olarak, boğucu sargı-turnike uygulanır. Uygulama omuz-dirsek ya da diz-kalça arasındaki tek kemikli bölgeye yapılır. Kan dolaşımının tam olarak kesilmesi kalıcı doku hasarlarına neden olabileceği için istenmeyen bir uygulamadır.
Her yüz kanamalı olaydan doksanının yara yerine baskı yapılarak, geri kalan on olayın dokuzunun özel noktalara baskı ile kontrol altına alınabileceği, turnike-boğucu sargının çok az başvurulacak yöntemler olduğu unutulmamalıdır.
Yüksekten düşen, üzerine bir cisim düşen, trafik kazası geçiren kazazedelerde kırık, çıkık ve burkulmalara sıklıkla rastlanır. Kırıklar, büyük kemik kırıklarında görülebilen iç kanamalar dışında, hayatı doğrudan tehdit etmeyen olaylardır. Bununla birlikte, hatalı yaklaşımlar sonucu bir boyun ya da omurga kırığı olan kazazede felç kalabilir, kol yada bacak kemiği kırık bir kazazedede kol ve bacak damarları ve sinirleri kesilip durum ağırlaşabilir, yerine takma çabası içine girilen omuz çıkığı ameliyatla dahi düzelemeyecek hale gelebilir.
Kırık, çıkık, burkulma gibi kemik ve eklemi ilgilendiren olaylarda ilkyardımcının temel hedefi, sorunlu vücut uzantısı ya da bölümünü hareketsiz hale getirerek, kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek, ağrısız ve güvenli bir şekilde naklini sağlamaktır.
Kemik bütünlüğünün çarpma ya da düşme sonucu ortadan kalkmasına kırık denir. Kırık kemik parçaları cildi delerek dışarıya çıkmış ise buna açık kırık, cilt sağlam ise kapalı kırık olarak tanımlanır.
Aşağıdaki maddelerin birkaçının varlığında kırıktan şüphelenmek gerekir.
- Düşme, üzerine düşme, çarpma tarif edilmesi
- Sorunlu bölgede hareketle ya da temasla çok şiddetlenen ağrı
- İlgili vücut bölümünde şekil bozukluğu, simetrinin kaybolması
- Kırılma sırası ya da sonrasında kırık sürtünme sesinin duyulmuş olması
- Kırık bölgesinde şişlik, morarma ,
- Kol ya da bacakta kısalma
- Eklem olmayan bir yerde, eklem varmış gibi açılaşma olması
- Deriyi parçalamış kırık kemik ucunun dışarıdan görülmesi
- Hareket kısıtlılığı ya da hiç hareket ettirememe
- İlgili bölgede hissetmede azalma, uyuşma, karıncalanma
- Dolaşımda aksama sonucu soğuma
Kırığı olan, ya da kırık şüpheli kazazedeye ilkyardım uygularken, aşağıdaki ilkelere uymak gerekir:
- Kırık olmadığına kanaat getirilmiş bir kazazede kesinlikle yerinden oynatılmamalıdır. Kırık bölgenin hareket ettirilmesi sonucu kırık parçanın keskin kenarı etrafındaki bir damar ya da siniri kesebilir, kas dokusunu zedeleyebilir.
- Kazazedenin oturması ya da sağa sola kımıldamasına izin verilmez, kırık şüpheli bölge hareketsizleştirilmeden taşıma yapılmaz.
- Kaza ortamında hayatı tehdit eden bir zararlı etkenin bulunmadığı her durumda kırığa müdahale bulunduğu ortamda yapılır.
- Kırık açık kırık şeklinde ve kopuk kemik parçaları görünüyorsa parçalara dokunulmaz.
- Kırıklı uzvun bileğinden nabız ve bölgede kanama olup olmadığı kontrol edilmelidir.
- Açık kırıklarda görünen kemik parçasını içeri sokmaya, kemik uçlarım birleştirmeye, kol ya da bacakta bozulmuş şekli düzeltmeye çalışmamak gerekir.
- Kırıkla beraber kanama-şok belirtileri varsa öncelikle bunlara müdahale edilir.
- Boyun kırıklarında hatalı taşıma ve gereksiz hareketler omurilik zedelenmesi sonucu tüm vücutta felçle sonuçlanabilir. Boynun desteklenmesi ve hareketsizleştirme hayati önem taşır.
- Başa gelen darbeden sonra burun ve kulaktan su gelmesi; gözlük şeklinde morarma, bayılma, uyku hali, nabız ve solunum zayıflaması, gözbebeklerinde büyüklük farkı, püskürür tarz kusma, kafa kemiklerinde çökme şeklinde şekil bozukluğu varsa; kafatasında kırıkla beraber beyinde de sıkıntı var denektir. Acilen kazazedenin nakli gerekir.
- Sorunlu bölgenin hareketsizleştirilmesi, yani tespit edilmesi ağrıyı azaltacak, kırık uçlarının çevre dokuları zedelemesini önleyerek, kırık uçların birbirinden ayrılması ya da deriden dışarı çıkmasına engel olacaktır. Böylece iyileşme de daha kolay olacaktır.
- Tespit işlemi, kırık kemikleri ilgilendiren iki eklemin sert-uzun bir cismin yardımıyla hareketsiz hale getirilmesidir. Bu amaçla kullanılacak standart malzemenin bulunmadığı yerlerde ilkyardımcı pratik çözümler aramalıdır. Bir dal parçası, katlanmış gazeteler, karton kutular, baston ya da şemsiye atelle tespitte, kazak-ceket gömlek vb. eşyalar askı ile tespitte, kemer, kravat, gömlek kolu gibi eşyalar sargı olarak kullanılabilir. Hiçbir malzeme bulunamaz ise kazazedenin sağlam bacağı kırık bacağa atel olabilir
Bilinç kaybının en ileri durumu komadır. Sözlü uyaranlara ek olarak, komadaki kişi ağrılı uyarılara da cevap vermez. Kolunun kuvvetli bir şeklide cimdiklenmesine, hatta cildine batırılacak bir iğneye hiçbir tepki vermez. Beyin hücreleri canlılığını hala koruyor olmakla beraber, hiçbir uyarıya cevap çıkartamayacak ölçüde sıkıntıdadır.
Koma Nedenleri:
- Ağır kafa darbeleri (kafada darbe izleri, nedensiz püskürür tarz kusma)
- Beyin kanamaları ve inme (cebinden tansiyon ilacı çıkabilir, yüz ve vücut simetrisi bozuktur)
- Beyin tümörleri (düzensiz, şiddetli baş ağrıları ve çeşitli belirtiler)
- Beyin zarının iltihabi hastalıkları (yüksek ateş, ciltte döküntüler)
- İlaç zehirlenmesi (etrafta boş ilaç şişesi ya da enjektör, kusmukta ilaç)
- Aşırı alkol alımı (nefesinde alkol kokusu)
- Karaciğer yetmezliği (ince, bitkin bir vücut, bazen şişmiş bir karın)
- Üre birikimi (cilt renginde değişiklik, zihinsel sorunlar, halsizlik)
- Şeker hastalığı (nefesi meyva kokar, kalp hızlı, cilt kuru ve sıcaktır, karın ağrısı kusma)
Komadaki kazazedenin özellikleri:
- Yardım isteyemez, kolayca zarar görebilir
- Dikkatli incelenmezse öldüğü sanılabilir
- Solunum ve dolaşımın bozulma riski vardır
- Soluk yolu her an tıkanabilir
- Her an kusabilir
- Göz kapağı refleksi bozulmuştur
- Öğürme ve öksürük refleksi çalışmayabilir
Komadaki kazazedeye müdahale ABC ile başlar. Solunum ve dolaşım normal ise koma pozisyonunda (yan güvenli pozisyon) tutulur ve nakledilir. Nedene uygun müdahalelerle yaşamı kurtulup, zaman içinde tamamen normale de dönebilir.
KULAKTA YABANCI CİSİM 
Kulağa nohut, mercimek gibi gıdalar, boncuk tanesi, böcek ya da bitki parçaları kaza ile kaçabilir. Özellikle böcekler hareket ve sesleri ile çok rahatsızlık verir. Su ile şişen tahıllar ve kuru baklagillerin çıkarılması çok zorlaşır. Bazen kulağı temizlemekte kullanılan pamuk, çöpler kulakta kalabilir.
Kulaktaki yabancı cisimleri çıkartmak için sivri, uzun cisimler sokmak doğru değildir. Kulak yere bakar durumda iken kulak kepçesi küçük çocukta geriye ve aşağıya büyükte geriye ve yukarıya çekilerek cisim çıkarılır. Böcekler ışık tutularak dışarıya çıkarılabilir. Başarı olunamazsa kişi nakledilir.
 
 
Parmak, el, kol, ayak, bacak, penis, kulak, burun gibi vücut uzantılarının vücutla olan bütünlüğünün bozulmasına, organ kopması denir. Bütünlüğün bir kısım dokularla devam ettiği hallere kopma değil, kesi demek doğru olur.
Organ kopmasına müdahale edilmezse;
1. Kanama nedeniyle kazazedenin yaşamı tehlikeye girer
2. Organın kaybı fiziksel görünüm bozukluğu, işlev kaybı ve ruhsal sorunlar yaratır.
Kasıt, ya da kaza sonucu ortaya çıkacak organ kopmasına ilkyardımcının müdahalesi iki yönlü ve hızlı olmalıdır. Kanama kontrolü kadar, nakil ve ulaşılacak merkezin bilgilendirilmesi de önemlidir. Diğer ilkyardım uygulamalarından farklı olarak, organ kopmasında, kazazede ve kopmuş organın ulaştırılacağı sağlık merkezinin damar- sinir cerrahisi yapılabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Soğuk ortamda taşınan kopmuş organ canlılığını daha uzun süre koruyacak, birleştirme sonrası, işlev de daha iyi korunacaktır.
Organ kopmasında ilkyardım uygulamaları öncelikle ABC kontrolü ile başlar. Daha sonra kazazede yatar pozisyona getirilir., bilinci açıksa sırtüstü, kapalı ise yan güvenli pozisyonda tutulur.
Kopma, eğer tek tek kemikli bölgelerin uzağında meydana gelmiş ise kolun ve bacağın vücuda yakın kısımlarından turnike uygulanır. Daha sonra kopan organ temiz, su geçirmez plastik bir torba ya da kaba konulup ağzı kapatılır. Daha sonra bu torba veya buz dolu bir kap ya da torbaya konur. Kazazede ve kopan organ aynı araçla nakledilir.
 
Güneşte fazla kalma sonucu ortaya çıkar. Güneş çarpması olarak da bilinir. Kazazede aşırı terlemektedir ya da terlemiştir. Vücut sıcaklığı 40 derece ya da üzerinde olabilir. Nabız hızlı, bilinç bulanıktır. Aşırı susuzluk hissi, halsizlik ve ağrılar vardır.
Bilinç kapalı ise;
Kazazede gölge, serin bir yere taşınır.
ABC kontrol edilir, serinletilir.
Bilinç açık ise
Kazazede serin bir yere taşınır, yarı oturur pozisyon verilir.
Su serpme, ıslak havlu ve hava akımı kullanılarak (yelpaze, vantilatör vb.) serinletilir, su ve alkolsüz içecekler verilir.
Fazla giysileri çıkarılır.
 
 
 
Değişik nedenlerle kalbin pompalama etkinliğinin zayıflaması, ya da, damarlarda pompalanacak yeterli kan olmaması halinde, ciltte, bilinçte ve kaslarda ortaya çıkan ilerleyici nitelikte belirtilerin tümüne şok denir. Müdahale edilmezse, belirtiler ilerler, kişi ölebilir.
Aşırı kanamalar, ishal, yanıklar, kusma, kalp krizi, aşırı korku ve heyecan, allerjik olaylar, aşırı ağrılı olaylar şok nedeni olabilir.
Şok belirtileri:
- Soğuk, soluk, nemli deri
- Eller ve ayaklarda soğuma, his kaybı
- Nabız sayısında artma, nabızın zayıflaması
- Solunumun sayıca artması, ancak yüzeyselleşmesi
- Göz kararması, halsizlik
- Bulantı, kusma
- Huzursuzluk
- Aşırı susuzluk hissi, ağızın kurumasıdır.
Başlangıçta açık ya da bulanık olabilen bilinç, zamanla kapanabilir. Şokla mücadelede temel ilke, kan kaybı varsa daha fazla kaybın önlenmesi, mevcut kanın daha hayati organlarca kullanılması için uygun pozisyon verilmesidir.
Şok pozisyonu için kazazede, bilinci açıksa sırtüstü, bilinci kapalı ise, yan güvenli pozisyonda yatırılır. Daha sonra ayakları 30 cm yukarı kaldırılır. Üzeri battaniye ile örtülür ve 112 ye haber verilir.
 
Havuz ya da denizde çırpınmakta olan kişiye suda kurtarmaalmamış kişilerin, yüzme bilseler dahi yaklaşmaması gerekir.
Bir tekne ile yaklaşmak mümkün değil ise, ipe bağlı bir can simidi ya da tahta parçası, çırpınan kişiye yardım amacı ile atılabilir.
Uzun bir sırık ya da ip ile kişiye ulaşmak denenebilir. Bunlar yapılamıyorsa, çırpınmaların bitmesi beklenir .
Tekneye ya da sahile çıkarılan kazazedenin ABC’si kontrol edilir.
Normal solunum ve dolaşım sağlandıktan sonra bilincin durumuna göre pozisyon verilir.
Üzeri örtülerek nakledilir.
 
Bir kaza ya da hayatı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek için, ilaç kullanılmadan yapılan uygulamalara ilkyardım denir.
Belirli bir eğitim almış ve insan vücuduna müdahale etme alanında yasalarla yetkilendirilmiş kişilerce yapılan, ilaçlı müdahalelere acil tedavi denir ve ilkyardım kavramı ile karıştırılmamalıdır. İlkyardım eğitimi almış olmak bir kişiyi sağlık personeli yapmaz.
İlkyardım bir kaza anında ya da hayatı tehlikeye düşüren durumlarda uygulanır. Bu durumlarda nasıl davranılması gerektiği sade vatandaşlar bir yana, ülkemizde itfaiye, sivil savunma, emniyet, eğitim, ulaşım, sanayi alanlarında profesyonel olarak çalışan insanlarca dahi yeterince bilinmemektedir. Az sayıda insanımızın katıldığı ilkyardım kursları ise nitelik olarak çoğu kez yetersiz kalmaktadır. Sürücü kursları, görsel ve yazılı basın aracılığıyla geniş kesimlere ulaşan ilkyardıma ilişkin çeşitli mesajlar ise anlamlı yararlar sağlamak bir yana pek çok traji-komik örnek olaylarla sonuçlanmaktadır.
İlkyardım bilgisi açığımızın büyüklüğüne paralel bir özelliğimiz de, ilkyardım gerektirecek olayların sıklığıdır. Yetersiz altyapı, eğitimsiz insan gücü, kurumsallaşma bozuklukları, idari ve kişisel sorumsuzluklar işyerlerinde, trafikte ve evlerde sık rastladığımız sakatlanma, yaralanma hatta ölümle sonuçlanan kazalara neden olmaktadır. Bireysel ve toplumsal zararları en aza indirmek dışında sosyal bir varlık olmanın bir gereği olarak, ilkyardım eğitimi almak ve uygulamak özel bir anlam ve önem taşımaktadır.
Doğru ilkyardım eğitimi belli özelliklere sahiptir:
- Eğitim verecek kişiler ilkyardım bilgi ve becerisi dışında, eğiticilik yönünden de nitelikli olmalıdır.
- Eğitilenler öncelikli olarak, ilkyardım bilgisinin gerçekten gerekli olacağı ortamlarda çalışanlardan seçilmeli, bu özelliklerinin farkında ve öğrenmeye istekli olmalıdır.
- Eğitilen grupları 10-12 kişiyi geçmemeli, birbirine yakın eğitim düzeyinde olmalı, eğitim mekanı sağlıklı, yeterli olmalıdır.
- Eğitimde erişkin eğitimi ilkeleri gözetilmeli, eğitilenin her aşamaya katılımı sağlanmalıdır.
- Eğitim malzemeleri, manken, maketler, afişler, slayt, tepegöz, film kasetleri gibi desteklerle zenginleşen konu aktarımlarından sonra, tüm beceriler tüm eğitilenlerce doğru uygulanana dek tekrarlanmalıdır.
- Eğitimden önce bir ön değerlendirme, kurs sonunda uygulamalar ve teorik test içeren bir son değerlendirme mutlaka yapılmalı, başarılı olanlar belgelendirilmelidir.
- Eğitilenlerin çalışma yaşamlarına dönüşlerinden sonra eğiticileri ile bağı kopmamalı, bilgi ve becerileri belli aralarla tazelenmelidir.
 
 Yutulan cisim küçük, düzgün kenarlı ise kendiliğinden çıkacaktır. Müdahale gereksizdir. Sivri, uzun, batıcı, kesici cisimler yatılmış ise acilen nakledilir.
 
 YANIKLAR
Doğrudan ateş ya da yüksek ısı veren fiziksel kimyasal etkenlerle karşılaşma sonucu yanıklar oluşur. Bu etkenler ateş, elektrik, güneş, sıcak su ya da yağ, kimyasal maddeler, sıcak metal cisimler olabilir. Yanık cilt, açık yara gibi değerlendirilmelidir. Vücut bu kısımdan su kaybeder ve açık yara gibi mikroplanmaya açıktır. Toplam vücut yüzeyinin %20 sinden fazlasını etkileyen yanıklar yaşamsal tehlike doğurur.
Yanıklar, ortaya çıkan tahribata göre derecelendirilir.
1. Derece Yanıklar
En çok güneşte fazla kalma nedeniyle olur.
Cildin kızarması ve şiddetli ağrı ile tanınır.
Kendiliğinden iyileşip, cilt normal görünümünü alabilir.
Elbisesi tutuşan kişi yere yatıp kendi etrafında dönmelidir
2. Derece Yanıklar

Kızarıklığa ek olarak su dolu keseciklerin görünmesi ile tanınır.

En sık sıcak sıvılar ile olur.Ağrılı ve ciddi yanıklardır.
Su keselerini patlatmak sakıncalıdır.
Doğru bakım yapılmaz ise iz kalır. Mikrop üremesine açıktır.
3. Derece Yanıklar
Cildin tamamı etkilenmiştir. Ağrı azdır. Hayati tehlike yaratacak sıvı kayıpları ve iltihaplanmalar mümkündür.
Yanıklarda ilkyardımcının ilk amacı, yanığa neden olan madde ya da kaynağın uzaklaştırılmasıdır.
Tutuşmuş kazazedenin kaçması önlenir. Üzerine bir örtü atılarak ya da yuvarlanarak söndürülür.
Yanıklı kazazede soyulurken cilt de soyulabileceğinden elbiseler kesilerek çıkartılır.
Tüm yanıklarda ilk yapılacak işlem, yanık bölgenin ağrı geçene ve sonra 10 dakika kadar soğuk suda tutulmasıdır.
Yaralının üzerinde yüzük, bilezik, saat, künye varsa çıkarılır.
Yanık bölge üzeri ıslak, temiz bir bezle örtülür.
Bu nitelikte malzeme yoksa açık bırakılır.
Bilinç açık ise ağızdan sulu gıdalar ve su verilir. Şoka karşı uygun pozisyonda tutulur.
İkinci ve üçüncü derece yanıklar var ise kişi nakledilir.
 
Genellikle iltihabi hastalıklar arasında yükselen ateşe bağlı olarak küçük çocuklarda ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin yüksek ısıda normal çalışmayıp kontrolsüz emiriler iletmesi sonucu bilinç kapanıp, titreme-kasılmalar ortaya çıkar. Çocuğun üzerinin soyulması, ıslak havlularla serinletilmesi ya da yıkanması yoluyla ateşi düşürülerek havale durdurulabilir.
 
 
Doktorların kulaktan çıkardığı maddelerin çeşitliliği şaşırtıcıdır. Bilyeler, minik oyuncaklar, takılar, böcekler, tohumlar, kağıt parçaları, plastik parçaları, kulak tıpaları, Kulağın yapısı karmaşık olduğu için,içine kaçan cisimlerin çıkması oldukça güçtür.
Belirtiler
- Kulak ağrısı.
- işitme kaybı.
- Kulakta yabancı bir madde olduğu hissi.
Teşhis
Kulağınıza birşey kaçtığında, genellikle bunun farkına varırsınız. Kulağınızda ağrı ya da dolgunluk hissi olur ve işitmeniz azalabilir. Bu durum çocuklarda olduğunda teşhis etmek biraz daha zor olabilir. Çocuğa kulağının ağrıyıp ağrımadığını ve küçük bir şeyle oynayıp oynamadığını sorun. Kulağında yabancı bir madde olup olmadığına bakın. Eğer bir şey görürseniz,kesinlikle çıkarmayı denemeyin; çocuğun oldukça hassas olan dokularına zarar verebilir ya da yabancı maddeyi daha derine itebilirsiniz. Tedavi için doktorunuza ya da bir hastane acil servisine başvurun.
Yabancı maddeler ekseriyetle çok uzun süren problem yaratmaz. Ancak eğer madde kulak zarına itilmişse, zar yırtılabilir ve orta kulak zedelenebilir. Bu tehlikeli durum yaratabilir.
Tedavi
Doktor kulağı muayene eder. Bu muayene kulak kanalının tümünün bir aletle gözden geçirilmesi şeklinde olabilir. Daha sonra içerdeki madde ufak bir aletle alıp çıkarılır. Bu iş için timsah çenesine benzer bir alet (alligatör forseps) kullanılır. Yavaş emme metodu veya kulağı sıvıyla doldurup maddeyi dışarı suyla atmak yolu da uygulanabilir. Eğer madde hala canlı olan bir böcekse, madeni yağ damlatılarak böcek hareketsiz hale getirilebilir. Bu bir doktora gidene kadar duyulan rahatsızlığı azaltabilir
.
 
Zehirlenmeleri oluşturan faktörlerin arasında kazalar, bilgisiz intihar girişimleri ve zehirle öldürme olayları gelmektedir. Endüstri alanındaki zehirlenmeler genellikle kronik zehirlenmelerdir ve meslek hastalıklarından sayılmaktadır. Zehirlenme vakalarının başında uyku ilaçlarının oluşturduğu zehirlenmeler gelir. Bunu karbon monoksit zehirlenmeleri izler. Zehirlenme belirtileri birçok hastalıklarda olduğu gibi kusma, ishal, baygınlık ve adale krampları halinde ortaya çıktığından zehirlenme cinsinin saptanması pek kolay olmaz. Zehirlenme vakalarında acele müdahale gerekir, aksi halde hastanın kurtarılması olasılığı azalır.
Zehirlenmeye neden olan maddeler şöyle sıralanabilir:
Alkol
Belirtiler: Konuşma güçlüğü, baş dönmesi, bilinç kaybı.
Tedavi: Mide yıkanması, kan dolaşımını arttırıcı kafein gibi maddelerin verilmesi, yapay solunum.
Arsenik
Belirtiler: Titreme, kramp, bilinç kaybı, sancı, kusma ve ishal.
Tedavi: Hayvansal kömür, acı tuz, mide yıkanması.
Asitler
Belirtiler: Parşömen kağıdım andıran asit kabukları oluşur ve bu kabukların kendilerine özgü renkleri vardır.
Sülfirik asit: Önce beyaz, sonra siyah.
Azot asit: Sarı.
Tuzruhu (kezzap): Beyaz.
Pikrin asiti: Kirli kahverengi.
Eter kireci: Beyaz halkayla çevreli urlar.
Karbolik asit: Beyaz, sonra kahverengi, yüzeysel kabuk oluşumu.
Lizol: Yüzeysel kahverengi kabuk oluşumu.
Asit oksalat
Belirtiler: Kanlı kusmuk, nabız yavaşlaması, solunum güçlüğü, vücutta şişme.
Tedavi:Bol miktarda yumurta akı karıştırılmış süt.
Atropin
Belirtiler : DEride kızarma, ağız kuruluğu, göz sulanması, ateş, gözbebeğinin büyümesi, bilinç kaybı.
Tedavi: Hayvansal kömür, yatak dinlenmesi, soğuğa yakın ılık banyo.
Benzol
Belirtiler: Baş ağrısı, baş dönmesi, adalet krampları.
Tedavi: Temiz hava, mide yıkanması, hayvansal kömür.
Cıva
Belirtiler: Kanlı kusmuk, karın ağrısı, ishal.
Tedavi: Bol miktarda az yağlı süt ve yumurta akı, midenin yıkanması.
Dijital
Belirtiler: İştahsızlık, bulantı, kusma, nabız yavaşlaması, kalp atımında düzensizlik.
Tedavi:İlacın hemen kesilmesi, karşıt madde olarak atropin verilmesi.
Fenol
Belirtiler: Baş dönmesi, kulak çınlaması, terleme, salya salgısı.
Tedavi:Zeytinyağı ve yumurta akı içirilmesi, mide yıkanması.
Fosfor bileşikleri
Belirtiler: Bulantı, salya salgısı, ishal, karın ağrısı, solunum güçlüğü, adale krampları ve gözbebeklerindeki belirgin değişim.
Tedavi: Oksijen verilmesi, midenin yıkanması.
Gıda maddeleri
Belirtiler: Kusma, mide ağrısı, ishal, halsizlik, terleme, bilinç kaybı, heyecan.
Tedavi:İlik tuzlu su vererek kusturma, mide yıkama, hay. vansal kömür, iki yemek kaşığı tuz eritilmiş su, gerekirse lavman ve yapar solunum.
Karbon monoksit
Belirtiler: Baş ağrısı, kulak çınlaması, baş dönmesi, bilinç kaybı, kramplar, yüz kızarması, uyku hali.
Tedavi: Açık hava, yapay solunum, uyutmama, birkaç kaşık kuru kahve.
Mantarlar
Belirtiler: Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, bunalma ve baldır krampları.
Tedavi: Hayvansal kömür, tavşan beyninin ya da midesinin çiğ olarak yedirilmesi.
Siyanür
Belirtiler: Solunum güçlüğü, kramplar, kalp çarpıntısı.
Tedavi: Yalnızca doktor tarafından uygulanır.
Talyum
Belirtiler: Baldır ağrıları, yarı felç, kusma, uykusuzluk, zehirlenmenin üçüncü haftasında tüm saçların dökülmesi.
Tedavi: Hayvansal kömür, süt, kimyasal tuz, kireç.
Uyku ilacı
Belirtiler: Baygınlık, uyku hali, bilinç kaybı, vücut ısısında azalma, solunum önceleri hızlı, sonra yavaş ve düzensiz, adale krampları.
Tedavi: Midenin yıkanması, damardan serum.
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol